Sinan Özen Röportajı

2 ay önce
73 kez görüntülendi

Sinan Özen Röportajı

Türk popunun eskimeyen isimlerinden olan ve şu sıralar Özbek Türkü Dilsöz ile düet yapan başarılı şarkıcı Sinan Özen İngilizce şarkı söyleyen Türk sanatçılara yüklendi. İşte başarılı sanatçının açıklamaları;

1.5 yıl önce Burcu Kartal ile evlenmiştiniz. Sizi cicim aylarında diye düşünürkensiz boş durmayıp uluslararası bir projeye imza atmışsınız…

Hayatın gerçekleri devam ediyor. Evlilik de hayatın bir gerçeği ve eşime, ‘Eşim ile işimi hiç karıştırmam’ diye hep söyledim. Evliliğin kendi içerisinde bir kutsallığı var ama işimin de bir kutsallığı var. İkisini de ayrı tutuyorum.

 Niye böyle bir proje yapmaya karar verdiniz?
Farklı lehçelerde ama aynı dili konuştuğumuz ülkelerimizi hep merak ediyordum. Uzun zamandır Türki devletlerle ilgili bir şeyler yapmak istiyordum. Bu konuda Azerbaycanile daha sık alışverişte bulunuyorduk. Çünkü diğer devletlerin lehçeleriyle pek anlaştığımız söylenemez. Fakat hepsinin temelinde Türkçe var. Yani Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Özbekistan Türkçesi denmesi daha doğru oluyor. Devlet büyüklerimiz, iş dünyasının temsilcileriyle zaman zaman çeşitli ülkelere gidip çalışmalarda bulunuyorlardı ve aynı iş birliklerinin sanat alanında da olması gerektiğini düşündüm.

ÖZBEKİSTAN’DA ÇOK SES GETİRDİK

Ülkeler arasında iş dünyası diyalogları oluyor ama sanat alanında bir ilişkiyepek rastlamıyoruz…
Evet, ne yazık ki sanat diyaloğumuz yok. Ben de kendi alanımda nasıl bir katkı sunabilirim diye biraz dertlendim. Ülkeler arası sanat diyaloğunu artırmak adına kendimce bir düet çalışmasına karar verdim. Müziğimizi ne kadar geniş alana yayarsak, o kadar muhteşem bir iş yapmış oluruz.

Bu gayretinize; Türkiye’nin, Türki Devletler üzerinde bir sanat elçisi olmak da diyebilir miyiz?
Estağfurullah, bu benim için şereftir. Kariyerimde olgunluk dönemimde olduğumu düşünüyorum. Dünyanın ortak dili olan müzikle, bu birikimlerim ve olgunluğumla farklı neler yapabilirim diye çaba sarf ediyorum. Özbekistan Türk’ü ve ülkesinde çok sevilen Dilsöz kardeşimizi takip ettik ve onunla görüşmeler yaptık. Bir ay kadar görüşmeler ve istişareler oldu. Onlar da Türkiye’deki sanatçıları çok seviyor. Benim adımı duyduğunda çok sevindi ve kabul etti. Çünkü kendisi yeni neslin sevilen bir sanatçısı. Geçenlerde Sultanahmet’e gezmeye gittiklerinde yolda yürüyememişler, kendi vatandaşlarıyla fotoğraf çektirmekten gezmeye fırsat bulamamışlar. Birlikte okuduğumuz şarkı da orada cidden çok seviliyor. Özbekistan Türkçesiyle yazılmış bir şarkıydı, anlamıyla oynamadan Türkiye Türkçesi’ne çevirdik. Ben hem Türkiye Türkçesi’yle, hem de Özbekistan Türkçesi’yle şarkıya eşlik ettim. Şarkının adı ‘Sevgilim’ ve bunu da Sevgililer Günü’ne yetiştirmeye çalıştık.

BIRAKALIM DA ONLAR BİZE ÖZENSİN!

Siz, kendi köklerinize bağlı kalarak uluslararası bir proje yapıyorsunuz amaTürkiye’deki diğer sanatçılar gözünü Avrupa ya da Amerika’ya dikiyor. Kaliteliişler illa Batı’yla mı olur?
Her kültür kendi alanında bir değerdir. Bir yabancı, Türkiye’ye geldiği zaman benim kültürümü görmek istiyor. Ben başkasının kültürüyle iş yapamam çünkü taşıma suyuyla değirmen dönmez. Oysaki Türki devletler ve dilleri, bizim kendi kültürümüzdür. Ben niye bu kültürün üstüne toprak döküp de başkalarının kültürünü kendime monte etmeye çalışayım! Bu yaptığım işle insanların merakını uyandırdığım zaman, Türki devletler arasında varlığımı pekiştirmiş olacağım. Bu düetle, Özbekistan’da büyük yankı yaptım ve iş birliğimiz ses getirdi.

Neden kendi dilimizi evrenselleştirmek yerine, İngilizce şarkılar okuyarakkendimizi ispat etmeye çalışıyoruz?
Bravo, çok doğru. Başkası olmaya çalışmasınlar; sizi varlığınızla, kimliğinizle ve özgünlüğünüzle sevsinler. O zaman bir kişilik sahibi olursunuz. Bırakın da bize özensinler. Diğer türlü başkasının kıyafetini ne kadar taşıyabilirsin? Kıyafet; bol da gelebilir, dar da. Tabii ki bunların sebebi tarih bilgisi eksikliğimize dayanıyor. Değerlerimizin büyüklüğü arsanın metrekaresiyle ilgili değil.

Bu projeden beklentiniz nedir?
Devletlerarası bir kültürler diyaloğa dönüşmesini istiyoruz. Müzik kültürlerini yaklaştırmayı ve bununla birlikte büyük çoğunluktaki halkları da birbiriyle kaynaşmasını diliyorum. Ne kadar siyasi ya da ne kadar iş dünyasıyla oralara giderseniz gidin, müziğin ulaşabileceği kadar hiçbir kitleye ulaşamazsınız. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımız; çok güzel girişimler, çok güzel geziler gerçekleştirip çeşitli iş birlikteliklerine ve yatırımlara vesile oluyor. Artık bundan sonra; kültürel yatırımlar açısından, o seyahatlerde sanatçıların da düşünülmesi gerektiği temennisinde bulundum.

BUGÜNE MÜZİĞİMLE GELDİM PARAŞÜTLE İNMEDİM

Sizin için ‘Siyasette bir beklentisi mi var?’ diyecek olanlara ne yanıt verirsiniz?
Ülkeleri bir araya getireyim de, ne derlerse desinler. Aynı kültürleri paylaştığımız milletlere, birbirlerine sadece bir el uzatma mesafesinde olan insanlara müzik adına birköprü kuruyorum. Benim Sayın Cumhurbaşkanımız ile dostluğum siyaset üstü. Kendisi sevdiğim, değer verdiğim büyüğüm ve ağabeyimdir. Bu anlamda, benim siyasette bir beklentim yok. Çünkü müziğimle ve halkın takdiriyle bu günlere geldim; paraşütle inmedim. Hep kendi yolumda yürüdüm. Yollar sizi terk etmez, siz yoldan çıkmadıkça…

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık